top of page

Bu Kaçıncı Gidişim?

Sen gideli kaç ay, kaç gün, kaç gece, kaç mevsim geçti bilmiyorum. Yokluğunu özlüyorum, sesini özlüyorum, yanımda olmanı özlüyorum; varlığını seviyorum.


Bir insan nasıl bu kadar sevilir aklım almıyor. Sevmek ne büyük nimet ve sen ne büyük sevgisin yüreğimde.. sanki her şey, herkes siyah, kirli; sen ve senin olduğun yer tertemiz, bembeyaz.


Kirli sakalların tenine ne de çok yakışır. Ciddi duruşunun altında gizlenen, masum bir çocuk var. Seninle çocukken tanışsaydık seninle pamuk şekerimi paylaşırdım. Çimenlere uzanır, gökyüzüne bakarak hayaller kurardık, evcilik oynardık sen baba olurdun ben anne..


Ne demiş üstad Nazım Hikmet: Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da; bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte. yani yürekte.


Sana seni seviyorum diyemem fakat bıkmadan, usanmadan saatlerce yüzünü izleyebilirim. Her mimiğini, kaşını, dudaklarını, yüzünün çizgilerini ezberlerdim.


Sana seni seviyorum diyemem ama ayağın taşa değmesin diye her dakika dua ederim.


Bu kaçıncı gidişim bilmiyorum, hani demişler ya gelememeyi sen anlat, gidememeyi ben anlatırım.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Bir Dua Kadar Sen

Kavuşmalıyız, konuşmalıyız, yan yana olmalıyız. Bir elma olmak varken, iki yarım elma olduk biz. Aynı gökyüzü altında, farklı dillerde konuşur gibiyiz; “of” desen sesini duyacak kadar yakın, kalbimi t

 
 
 
Çay Koy Yeniden Başlıyoruz!

Yeniden başlayanların birden fazla hikâyesi olur. Düşerler kalkar, tekrar düşerler tekrar kalkarlar, iflas ederler, başka işlere kalkışıp...

 
 
 
Her Gece

Anladım, biz yolun sonuna vardık Anladım, gözlerin yol bitti dedi.. Ayrılık kararı verilmiş dünden, gözlerin dilinden önce söyledi.. Yıldız Kenter'in sesinden dinliyor gibi yankılansın kulaklarında. P

 
 
 

Yorumlar


bottom of page